Kim gibi olmamız isteniyor? En çok konuşulan, tt olan, etrafınızda en çok ismi geçen kim? Ne iş yapıyor? Kime benzemeye çalışıyoruz? Kime benzetilirsek içimize tarifsiz bir gurur rüzgârı akşam meltemi gibi esip, bütün hücrelerimizi okşuyor, gıdıklıyor?
Çocuğunuzu en son kim gibi olması için bir şeye zorlamıştınız? Kime benzemesini istemiştiniz? Yüklediğiniz görevlerin sonucunda olmasını istediğiniz kişi tam olarak kim? O kişi peygamber değil. Bizim peygamberimiz zaten hiç değil.
Ağır oldu evet. Devam ediyorum. İddia ispat ister. Çocuğunuza en son ne zaman “Beni ararsa yok de” dediniz.
Dediyseniz geçmiş olsun. O çocuk, menfaati için yalan söylemenin bir zeka belirtisi, artı değer, muhteşem bir akıl yürütme olduğunu öğrendi.
“Baba düşük not aldım” dediğinde mi nevriniz döndü en çok yoksa “Baba paramı kaybettim” dediğinde mi yoksa “Baba/Anne yalan söyledim” dediğinde mi? Hatta hiç oğlum sen bu kadar çalışmamıştın yoksa kopya mı çektin dediğinizde gözlerinizin içine muzaffer bir edayla “Evet, Anne/Baba. Öğretmen görmedi.” dedi ve siz de olumlu pekiştirmediniz ama kapattınız gitti. Çocuğunuz menfaati için her türlü ahlaksızlık yapabileceğini öğrendi. Bugün ihtiyacı on puandı, yarın da on milyon dolar olacak. İhtiyaç mı ihtiyaç evet.
Fakirlikten mi korkuyoruz ahlaksızlıktan mı? O gün bir kötülük yapsak mı içimiz acırdı yoksa işimizle alakalı bir olumsuzluk yaşasak mı? Daha çok sevap kazanmak için mi yoksa para kazanmak için mi projeler kafamızda dört dönüyor? Evet. Korkmaya gerek yok. Hepimiz dünyeviyiz artık.
Ahiret deyince bile bir bina yapmaktan bahsedecek kadar dünyeviyiz. Kardeşimiz dediğimiz insanlar ola ki bir darlığa düşüp de bizden borç alsa, onu da ödeyeceğim dediği vakitte ödeyemese onları rezil edip arkamızı dönecek kadar dünyeviyiz. Acaba benden para ister mi bu adam sorusuna “mümkün” dersek ufaktan selamımızı alıp sandalyeyi ileri iterek “işim çıktı” diyecek kadar dünyeviyiz.
Ahlaksız zengine hürmet edip, ahlaklı iyiye “gerizekalı lan bu” diyecek kadar dünyeviyiz.
Sünneti bir tutam sakal, farzdan sonra iki rekat daha fazla namazdan başka bir şey değilmiş gibi anlatıp, ahlakı, adanmışlığı hayatımızdan söküp atacak kadar dünyeviyiz.
Ehl-i sünnet diye çeteleşip, kardeşini tekfir edecek kadar “Kardeşlerinizin arasını düzeltin” emrini ayak altına alıp ciyaklata ciyaklata canını acıtacak kadar dünyeviyiz.
Herkes bu hengamenin adını koysun. Korkmasın. Kanseriz işte. İçimizde logaritmik büyüyen bir dünya tümörü var ve iyi huylu filan da değil. Namazımızı baskılıyor, huşuyu baskılıyor, inancımızı baskılıyor….
O oğlanın parası bitecek bir gün hanım kız/o kızı da bir gün makyajsız göreceksin beyefendi. Hani ahiret için evlenmiştin ya. Daha senesi dolmadan gelsin krediler, yeni mobilyalar, ben bundan sıkıldımlar. Şu çocuk işini görmüş, daire başkanı ol- muş, sümsük! Bana caka satıyor cadı!
Öyle ya hakkat! Fatıma, peygamberin kızı gerizekalıydı öyle ya. Korkma söyle. Peygamberin de öyleydi. Kendine şöyle do- kuz oda yedi salon dayalı döşeli bir ev yaptırmadı. Zerre akıl yoktu de korkma.
Peygamberim deyip iftira atma en azından. Dört rekat fazladan kılınca peygambere tabi olunmuyor amca/teyze. Güneşle ayı verseler ahlak ve hakikat davasından vazgeçmeyen bir insan var karşında. Senin pusulan bozulmuş olabilir bir daha bak. O doğruluk, hakikat ve ahlak için yanmış, yaşamış, ölmüş. Biz de sakalını, namazının rekatını alıp gerisini denize salmışız.
Dürüst konuşalım. Biz peygamber olsaydık, bizim gibiler için bunlar bendendir der miydik?
Ahmet BAYRAKTAR

Son Yorumlar