Kafkas İslam Ordusunun, Azerbaycan Türklerini Bolşevik Rus ve Ermeni zulmünden kurtarmasına ilişkin edebî metinlerde dile getirilen şükran ifadelerinden biri de çoğu Türk insanının bildiği (güftesi Aslan Aslanov, bestesi de Talman Hacıyev’e ait olan) “Lâleler” şiiridir.
Azerbaycan Türkçesinde “lâle” kelimesi ile Anadolu Türkçesinde “gelincik” kastedilmekte, Anadolu Türkçesindeki “lâle” kelimesinin Azerî Türkçesinde karşılığı “tulpan” olarak ifade edilmektedir.
Azerbaycan’lı kardeşlerine gardaş komeği (kardeş yardımı) yapan/getiren Nuri Paşa komutasındaki Türk askerinin Gence’ye yaklaştıklarında başlarındaki fes ve fesin ucundaki püsküllerin oluşturduğu manzara bestekâr tarafından lale (gelincik) tarlasıyla sembolize edilmiştir.
Sanatın zirvesindeki bu benzetme, duyguları kabartan anlamlar yüklüdür.
Hükûmet merkezi Gence‘de bulunan Demokratik Azerbaycan Cumhuriyeti, Azerbaycan topraklarının tamamına hâkim değildi. Bunun sebebi ise Bakü ve civarının 2 Kasım 1917 tarihinden beri (Ermeni kökenli ve Lenin yanlısı Bolşevik Stephan Şaumyan liderliğindeki) Bakü Sovyeti Hükûmetinin kontrolünde olmasıydı.
Nisan 1918 ayında karargâhı ile birlikte Musul’a gelen (Enver Paşa’nın küçük kardeşi ve fahrî mirlivâ / tümgeneral) Nuri (Killigil) Paşa, 13 Nisan’da Musul’dan ayrılır ve 4 Mayıs’ta da Tebriz’e ulaşır. Nuri Paşa 25 Mayıs’ta da Gence’ye gelerek Kafkas İslam Ordusunu teşkil etmeye başlar.
Kafkas Cephesinde 12 Şubat 1918 tarihinden beri devam etmekte olan harp hâline son vermek maksadıyla Batum Antlaşmaları kapsamında Osmanlı Devleti ile Ermenistan Cumhuriyeti arasında 4 Haziran’da Barış ve Dostluk Antlaşması imzalanması üzerine Ermenistan’a yönelik harekât da sonlandırılmıştı. Bu antlaşma sonucu, Türk kuvvetlerini, Ermenistan toprakları üzerinden Gence’ye göndermek imkânı da elde edilmişti. Nuri Paşa’nın 25 Mayıs’ta 149 subay ve 488 askerle birlikte Gence’ye gelmesinin ardından Türk birlikleri Ermenistan toprakları üzerinden geçerek 10 Haziran’da Gence’ye ulaştı ve Kafkas İslam Ordusu bünyesine katıldı. Gence halkı Türk askerinin kendilerine yardıma gelişini kurbanlar keserek karşıladı. Demokratik Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilk Devlet Başkanı Mehmet Emin Resulzâde*, Nuri Paşa ve Türk askerinin Gence’ye gelişine ilişkin duygularını “O zaman müthiş bir anarşiye mâruz, diğer taraftan da Bolşevik tecavüzü ile tehdit olunan Gence, Nuri Paşa’yı ve askerlerini gökten inmiş halaskâr (kurtarıcı) bir melek gibi telakkî etmiştir.” şeklinde dile getirir. 1937 yılında Stalin tarafından kurşuna dizilerek idam ettirilen “Azerbaycan Millî Marşı”nın sözlerini de yazmış olan Azerbaycan’ın ünlü şairi Ahmed Cevad**, Gencelilerin, kurtarıcısı olarak gördüğü Osmanlı/Türk askerine teveccühünü ve Gence’de Azerbaycan bayraklarının yanında Osmanlı bayraklarının asıldığını görünce (Türkiye’de “Çırpınırdı Karadeniz” diye bilinen) “Selam Türk’ün bayrağına” şiirini Kafkas İslam Ordusuna armağan eder. Ahmed Cevad bu şiirinde “Vefalı Türk geldi gene, selam Türk’ün bayrağına” demektedir. Ahmed Cevad, Kafkas İslam Ordusunun harekâtı için duygularını şu dizelerle lirik bir şekilde dile getirmiştir: “Şu karşıki duman çıkan bacadan / Sen gelmeden iniltiler çıkardı. / Gecikseydin mazlumların feryadı / yeri, göğü, kâinatı yıkardı.”
Kâğıt üstünde “Ordu” olarak adlandırılmakla birlikte Kafkas İslam Ordusu, Ruslarla yapılan yoğun çatışmalarla eriyen Kafkas Ordular Gurubu, 9. Ordu ile Şark Ordular Grubuna bağlı bir kolordu olarak yapılandırılmıştır. Dağıstan’lı ve Azerbaycanlı Müslüman gönüllülerden oluşan ve komutanlığına da Enver Paşa’nın küçük kardeşi Nuri Paşa’nın (fahrî ferik/korgeneral rütbesiyle) komutanlığına atandığı Kafkas İslam Ordusunun amacı; kargaşa içinde bulunan Azerbaycan ve Dağıstan’ı Bolşevik Rus işgâli tehlikesinden kurtararak bağımsızlıklarını ilan etmelerine yardımcı olmaktı.
Gürcülerin, Ermenilerin ve Azerbaycan Millî Şûrasının da kurucu unsur olduğu Transkafkasya Federal Cumhuriyetinin kendini feshetmesi, kurucu unsurlarından Gürcü ve Ermenilerin 26 Mayıs’ta, Azerbaycan Millî Şurâsı’nın da 28 Mayıs’ta Demokratik Azerbaycan Cumhuriyeti’ni ilan etmesinin ardından Azerbaycan Millî Şurâsı 16 Haziran’da Tiflis’ten Gence’ye gelerek faaliyetlerini burada sürdürmeye başlar. Azerbaycan coğrafyasının her tarafında mevcut olan Türkler ile Ermeniler arasındaki gerginlik Gence’de de mevcut olup, yaşanan gelişmelere paralel olarak şehrin iki yakası arasındaki irtibat da kesilmişti. 25 Mayıs’ta Gence’ye gelen Nuri Paşa, kenteki Ermenileri itaat altına almak için onların silahlarını toplatmak istemesi üzerine Ermeniler silahlarını vermeye yanaşmayınca 11 başlatılan kentin Ermeni mahallelerine yönelik askerî operasyon 13-14 Haziran gecesi başarıyla tamamlanır.
Azerbaycan Türklerinin azadlığı için ilk çarpışma Gence civarında gerçekleştiği için Talman Hacıyev sözlerine “Yazın evvelinde Gence Çölü’nde” diye başlar. Daha sonra Kafkas İslam Ordusu Bakü’yü de alır. Şarkının sözleri de aşağıda olup, parantez içindeki ifadeler şarkının sözlerinin Anadolu Türkçesine göre yazılmış hâlidir.

Lâleler (Güfte: Aslan ASLANOV. Beste: Talman HACIYEV)
Yazın evvelinde Gence Çölü’nde (Yazın öncesinde Gence dışında)
Çıhıblar yene de dize lâleler (Çıkmışlar yine de dize lâleler)
Yağışdan ıslanan yaprağlarını (Yağıştan ıslanan yapraklarını)
Seripler dereye düze lâleler (Sermişler dereye ve ovaya lâleler)
Lâleler, lâleler, lâleler, lâleler.
Hayalimden neler gelib ne geçer (Hayalimden neler gelip neler geçer)
Yaz gelir ellere durnalar göçer (Yaz gelince turnalar uzaklara göçer)
Bulağlar semaver ağ daşlar şeker (Bulutlar semâver, ak taşlar şeker)
Benzeyir çemende köze lâleler (Çimenlerdeki lâleler köze benziyor) Lâleler, lâleler, lâleler, lâleler.
Meylim üzündeki gara haldadır (Yüzündeki sıkıntılı hâl beni üzüyor)
Hicranın elacı ilk vüsaldadır (Hicranın ilacı ilk kavuşmadadır)
Ne vakittir âşığın gözü yoldadır (Sizleri çok seven bizlerin gözleri çoktandır yoldadır)
Bir gonağ gelesiz bize lâleler (Tez zamanda bize gelesiniz lâleler)
Lâleler, lâleler, lâleler, lâleler.

Kaynaklar:
—;“Ahmet Cevat Semkir Hayatı ve Şiirleri”, https://edebiyatvesanatakademisi.com/ sairler/ detay/ ahmet-cevad-semkir-hayati-ve-siirleri/1174, Erişim Tarihi: 11.02. 2019.
Can, Turan; “Çırpınırdı Karadeniz ve Ahmed Cevad’ın Hikâyesi, https:// www. altayli.net/ahmed-cevadin-hikayesi.html, Erişim Tarihi: 11.02.2019.
Paksoy, İrfan; Cihan Harbi’nde Osmanlı Devleti, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 2018.
Zeyrek, Yunus; “Azerbayacan Millî Şairi: Şehid Ahmed Cevad (1892-1937)”, Bizim Ahıska, Bahar 2012.
* Mehmed Emin Resulzâde (1884-1955). 27.05-07.12.1918 döneminde Demokratik Azerbaycan Cumhuriyetinin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıdır. Mondros Mütarekesi sonrasında Osmanlı kuvvetlerinin Kafkasya’yı boşaltması sonucu Kafkasya’daki Türk halkları da kendilerini koruyacak kuvvetli bir hâmiden mahrum kalırlar. Toparlanan Sovyet Rusya’nın Kızıl Ordu’su 27 Nisan 1920 tarihinde Azerbaycan’a girerek, ülkeyi 1991 yılına kadar sürecek olan SSCB idaresi altına alır. İşgal olayı sonrası tutuklanarak (17.08.1920) hapse atılır. Cezası, 1922 yılında Stalin’in isteğiyle idam cezasından sürgüne çevrilir. 1922 yılında ülke dışına kaçar. Sürgün hayatını; Türkiye’nin, Polonya’nın ve Almanya’nın bazı şehirlerinde geçirir ve Azerbaycan’ın bağımsızlığı için çalışmalarına devam eder. 1947 yılında Türkiye’ye yerleşir. 6 Mart 1955 tarihinde de Ankara’da vefat eder.
**Ahmed Cevad SEMKİR (1892-1937). Azerbaycanlı şâir. Azerbaycan Ulusal Marşı’nın sözlerini ve Kafkas İslam Ordusu zamanında “Çırpınırdı Karadeniz” şiirini yazmış olan şâir, çevirmen, 1933 yılında Azerbaycan Yazarlar Birliğinin üyesi ve profesör. 1920-1922 döneminde Kuba Halk Maarif Müdürü olarak görev yapmış, 1922-1927 dö-neminde de Pedagoji Enstitüsünün Tarih ve Filoloji Fakültesinde eğitim almıştır. 1930-1933 döneminde de Gence’de Azerbaycan Tarım Enstitüsü’nde Azerbaycan ve Rus dilleri kürsüsünde öğretmen, doçent ve kürsü başkanı olarak görev yapmıştır. 1934 yılında Azerbaycan Devlet Yayınlarının tercüme bölümünde editör, 1935-1936 döneminde de “Azerbaycan” stüdyosunda Belgeseller Şubesi Müdürü olarak görev yapmıştır. Özgürlük ve Azerbaycan halkının istiklâli konusunda verdiği mücâdeleler, yazdığı şiirler ve düşüncelerinden dolayı Proletar Yazıcılar Teşkilatı tarafından karşı devrimci olarak suçlanmaya başlanmış, Stalin’in “Büyük Temizlik” adıyla bilinen tasfiye hareketi sonucunda, “karşı-devrimci” olarak suçlanıp hapse atılmış, hapis edildikten sonra korkunç işkenceler görmüş, idam cezasına çarptırılmış, 1937 yılında da idam edilmiştir. 1955 yılında SSCB başsavcısı Ahmed Cevad’a karşı ileri sürülen bütün suçlamaların asılsız olduğunu belirtmiş ve ölümünden sonra beraat kararı vermiştir. KGB baskısı altındaki ailesi de ancak 1950 yılından sonra zindandan kurtulabilmiştir.
İrfan PAKSOY

Son Yorumlar