“Her Fazla Zarardır: Olumlu Kelimelerin Gölgesindeki Tehlikeler…” başlıklı bir yazı yazmıştım. Aslında kavramların kullanımında ortaya çıkan, aşırılık, yetersizlik ve kötüye kullanımı vurgulamıştım.
Bugün düşünürken mizahın da aşırılık yetersizlik ve kötüye kullanımı nedeniyle birçok sorunlar olabileceği aklıma geldi.
Mizah yemeğin içindeki tuz gibi belli oranda kullanılmalıdır. Mizahı her yerde her zaman ölçüsüzce kullanırsak birçok sakınca ortaya çıkar:
Mizahı aşırı derecede kullanırsak; kişilik ve güven zafiyeti ortaya çıkar. Düşünebiliyor musunuz, her sözünüzde bir espri üretmeye çalışan kişiyle hangi konuyu ciddi konuşabilirsiniz. Bu kişinin sağlıklı ve derin düşünebileceğini kabul edebilir misiniz? Bu kişiyi güvenli ve vakarlı bir kişilik olarak algılar mısınız?
Her şeyi şakaya dökmeye çalışan kişi farkında olmadan pot kırması, şakanın dozunu ayarlamaması gibi sorunlarla karşılaşır. Bu durum insan ilişkilerini zedeler. Ortamın hoş olması yine dozunda bir mizahla mümkündür.
Sürekli espri yapmaya çalışan kişi düşüncede derinleşemez, yüzeysel kalır. Hastalık, ölüm, kutsal değerler, doğal felaketler gibi olaylar karşısında gerekli insani duyarlılıkları gösteremez. Çünkü insan olarak bunların mizahtan ziyade başka duygu ve düşüncelerimizi harekete geçirmesi gerekir.
Kişi espri peşinde koşarken samimi duygularla ilişki kurmayı atlayabilir. Bu durum sosyal ilişkilerinde güvensizlik duyguna yol açabilir.
Mizahı ölçüsünde yerinde, zamanında ve uygun dozda kullanmak gerekir. Her espri her kişiye yapılmaz. Sosyal ilişki durumuna göre ayarlanması gerekir. Her espri her yerde yapılmaz. Cenazede, doğal felaketlerde, ölümcül hastalık hallerinde durumun getirdiği doğru duygu ve iletişim dilini kullanmamız gerekir. Dozunu kaçırdığınızda yine mizah sosyal ortamın seviyesini aşağı çeker.
Mizahın kişi de ya da toplumda yetersiz olması başka sakıncaları doğurur. Mizahın çok yetersiz olması kişide gerginliği toplumda çatışmayı doğurur. Çünkü mizah hem kişiyi kendiyle barışık hale getirir hem de sosyal ortamı yumuşatır.
Mizah zekâ ve yaratıcılığı geliştiren bir araç olduğu için yetersiz mizah bu melekelerimizin gelişmesini azaltır. Sorgulamaya karşı bizi zayıf düşürür. Dogmatik düşünmenin egemen olmasına zemin hazırlar. Eleştiri kültürünün çökmesine yol açar. Toplumsal katılık gelişmeyi önler.
Mizahın psikolojimiz üzerinde de olumlu etkileri çoktur. Yetersiz mizah stresin, gerginliğin, melankolinin artmasına zemin hazırlar. Güler yüzlü neşeli bir toplum olmaktan uzaklaştırır.
Eskilerin ifrat ve tefrit dedikleri günümüzde aşırılık ve yetersizlik şeklinde ifade ettiğimiz mizahın iki durumu da sakıncalıdır. O halde ölçülü, mutedil mizah nasıl olmalıdır.
Mizah içinde zeka barındırmalıdır. Zihinsel esneklik ve yaratıcı düşünce yeteneğimizi geliştirmelidir.
Mizahın, hem kişiyi alçaltan, kişiliğini zedeleyen yıkıcı bir özellik taşımaması hem de toplumsal kavgaya yol açacak saldırgan bir yapıda olmaması gerekir.
Mizah bizi güldürürken düşündürmeli. İçinde bilgi ve bilişsel derinlik taşımalıdır.
Mizahın mutlaka zamanlama ve bağlam içinde düşünülmesi, her zaman doğru dozla kullanılması gerekir.
Kalbinizde neşe, yüzünüzde tebessüm, hayatınızda mizah eksik olmasın.
Durdu GÜNEŞ

Son Yorumlar