“Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları!
Afyonkarahisar-Dumlupınar Büyük Meydân Muharebesi’nde zâlim ve mağrûr bir ordunun aslî unsurlarını inanılmayacak kadar az bir zamânda imhâ ettiniz. Büyük ve necîb milletimizin fedâkârlıklarına lâyık olduğunuzu ispât ediyorsunuz. Sâhibimiz olan büyük Türk milleti istikbâlinden emin olmağa haklıdır.
…..
Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!
Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi
Başkumandan
Mustafa Kemâl”
GİRİŞ…
Bu makalede 30 Ağustos 1922 tarihinde kazanılan Dumlupınar Zaferi’nden iki gün sonra Başkumandan Mustafa Kemâl Paşa tarafından Batı Cephesindeki TBMM Ordularına verilen 1 Eylül 1922 tarihli emrin muhtevâ analizi yapılmaktadır.
26 AĞUSTOS’TAN 1 EYLÜL’E KADARKİ GELİŞMELER
Yunanların Anadolu’da bulunan işgâl kuvvetlerini Anadolu’dan söküp atmak üzere planlanan Büyük Taarruz, Başkumandan Mustafa Kemâl Paşa komutasında 26 Ağustos 1922 Cumartesi günü saat 05.30’da fecirle birlikte başladı. Topçu atışlarıyla düşman mevzilerinin yumuşatılması, tahrip edilmesinin ve böylece taarruza elverişli hâle getirilmesinin ardından başlayan taarruzlar sonucu Tınaztepe, Toklutepe, Belentepe ile Kalecik Sivrisi’nden Yunan birliklerini püskürttüler, büyük Kaleciktepe ile Çiğiltepe arasında on beş kilometrelik alanda, düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçirdiler.
Büyük Taarruz öncesinde Afyon güneybatısına intikâl etmiş olan Fahrettin (Altay) Paşa komutasındaki 5. Süvari Kolordusu gizlice ve süratle Ahır dağları üzerinden (Afyon’un bastısındaki) Sincanlı ovasına akıp (kuzeyindeki) Dumlupınar ovasına doğru ilerledi, düşmanın muharebesini sekteye uğratmak için telefon ve telgraf hatlarını kesip, Afyon-İzmir demiryolunu tahrip etti ve böylece Afyon cephesindeki Yunan birliklerinin İzmir ile demiryolu bağlantısı da kesildi. 5. Süvari Kolordusunun bu başarılı manevrâ ve harekâtı, harekât öncesinde Afyon güneyinden Eskişehir’e doğru kuzey doğuya bakan bir hilâl şeklinde konuşlanmış olan Türk kuvvetlerinin hilâlimsi uçlarının sol taraftan sağa doğru biraz daha daralmasına sebep oldu. Diğer bir ifadeyle 5. Süvari Kolordusu Yunan Küçük Asya Ordusu (YKAO)nun [1] Tümgeneral Trikupis komutasındaki Afyon Grubunu (1. Yunan Kolordusunu) arka cenahtan kuşatmaktaydı.
Türk birlikleri harekatın ilk günü sabahtan öğleye dek birçok önemli savunma mevziini ele geçirmesine rağmen Yunan birlikleri aynı gün ilerleyen saatlerde kaybettiği kimi mevzileri geri almayı başarmıştı. Gün boyunca devam eden muharebede Yunanlara ait tahkimât ve engeller tahrip edildi. 5. Süvari Kolordusu da başarılı bir şekilde Yunan hatlarının gerisine sarktı.
Türk birlikleri 27 Ağustos’ta saat 08.00 civarında 1.301 rakımlı Erkmentepe’yi zapt ettiler, saat 09.00’da da bir gün önce ele geçirilen ama ardından kaybedilen Kırcaaslan Tepesi’nde Türk süngüsü parladı. Saat 12.30 itibarıyla ise cephedeki hedeflerini ele geçirmiş olan 23., 15., 3. ve 14. Türk Tümenleri ovaya çekilen 1. ve 7. Yunan Tümenlerini takip etmekteydi. Saat 13.00. General Trikupis daha batıda bir savunma hattı tutmaya karar vererek karargâhı ile birlikte Afyon’u terk etti. Bu elverişli durum üzerine saat 15.30’da Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa 2. Orduya sol yanı ile şiddetle Yunan hatlarına taarruz emri verdi. “Altı ayda dahi aşılmaz” denen ve tahkim edilmiş Yunan savunma hatları yarıldı ve Tümgeneral Trikupis komutasındaki Yunan Afyon Grubu Afyon’a doğru geri çekilmeye başladı. Devam eden Türk taarruzlarında tüm hatlarda düşman mevzilerine şiddetli darbeler indirildi. Türk birlikleri 27 Ağustos akşamına doğru bir yıldır Yunan işgâlindeki Afyon’a da girdi. Eşzamanlı olarak Yunan Afyon Grubu da perişan bir hâlde Afyon batısı ve Dumlupınar güneyindeki Sincanlı ovasına atıldı.
İlk zafer haberleri üzerine yurdun her tarafından Meclise, Başkomutanlığa, gazetelere ve Hükûmete tebrik ve sevinç telgrafları yağmaya başladı. Rusya Federatif Sovyet Şûrâlar Cumhuriyeti [2] Dışişleri Bakan Yardımcısı Lev Mihayloviç Karahan, Ankara Hükûmetine gönderdiği telgrafta zaferi kutladı ve zaferin Rusları da sevince boğduğunu, kesin zaferin yakın olduğuna inandıklarını bildirdi. Başkumandanlıktan Meclis’e gönderilen telgraf da şu şekildeydi: “İki gündür kesintisiz devam eden muharebeler sonucunda Afyon’u kurtardık. Esir, ağır ve hafif top ile her çeşit malzemeden ganimet çoktur. Kumandanlarımız sevk ve idarede kumandanlarından üstündür.” Bu telgrafı tâkiben Meclis de Başkumandanlığa zafer diledi, Afyon’un alınmasından dolayı selam ve saygılarını bildirdi.
28 Ağustos Pazartesi. Büyük Taarruz’un üçüncü günü. Devam eden şiddetli muharebelerde Türk birlikleri tüm hatlarda yiğitce ve şevkle harp etmeye devam ettiler. İzmir’deki YKAO Başkomutanlığı İzmir’e giden hatlarının emrettiyse de Afyon Cephe Komutanı Tümgeneral Trikupis bu emri alamadı. Afyon Cephesinden gelen vahim haberler nedeniyle Korgeneral Hacıanesti, YKAO Başkomutanlığı görevinden istifa edecektir. Türk birlikleri gün içinde Afyon’dan Uşak ve Antalya’ya giden karayolları arasında ve Afyon’un 33 km batısında bir kazâ olan (bugünkü ismi Sinanpaşa olan) Sincanlı’yı da Yunan işgâlinden kurtardı. Gün sonunda Yunan kuvvetlerinin ilk hatları tamamen ele geçirildi ve çekilme yolu da tamamen tutuldu.
Başkumandan saat 20.30’da Afyon’a girdi. Bu esnada cephedeki Yunan kuvvetleri de üçe bölünmüş durumdaydı. General Sumilas komutasındaki 3. Yunan Kolordusu dört tümen hâlinde Eskişehir’de, General Trikupis komutasındaki 1. Yunan Kolordusu dört tümen hâlinde Altıntaş-Balmahmut arasında, General Diyenis komutasındaki cephe ihtiyatı görevindeki 2. Kolordu da üç tümeni ile Afyon kuzeybatısındaydı. Gün sonunda düşmanın ikinci kademe mevzîlerde tertiplenmesi de önlendi. Yunan kuvvetleri bir an evvel Dumlupınar’a çekilip ayrı Franko Grubu ile birleşip yeniden cephe tutmak ve tertiplenmek isterken, TBMM Orduları da Yunan kuvvetlerinin yeniden tertiplenmesine fırsat vermeden imhâ etmek istiyordu.
29 Ağustos Salı. Büyük Taarruz’un dördüncü günü… Batı Cephesi Kumandanı İsmet Paşa kendisine bağlı 1. ve 2. Ordulara gönderdiği emirde düşmanın muharebeyi nerede kabul edeceğinin belli olmadığını, amacın düşmanı Anadolu içinde imhâ etmek olduğunu, bunun için düşmanın çekilme yolu ile telefon ve telgraf hatlarının kesilmesini, demiryolu ulaşımının engellenmesini, menzil kollarına baskınlar yapılmasını, Kocaeli Grup Kumandanlığına da sorumluluk bölgesindeki harekâtın gizli tutulmasını, yaklaşma yürüyüşlerinin de gece yapılmasını emretti. Sabah erkenden 1. Ordu bağlılarından 1. Kolordu Komutanı Albay İzzettin (Çalışlar) Bey de şiddetle takibe devam emri almıştı. General Franko Grubunun Dumlupınar mevzilerinde tutunmasına imkân vermeden Trikupis Grubu ile birleşmesini önlemeli, Toklu Sivrisi, Kaplangı Dağı ve Arpa Gediği alınmalıydı.
Cepheden Meclis’e, Meclis’ten de basına ve vatan sathına yayılan haberler sevinç gösterileriyle karşılanmakta. Adana’da da Rus Konsolosu, Vali Refet Beyi makamında kutlayarak “Bu Şark’ın zaferidir.” diyordu.
Saat 08.00’da 11. Türk Tümeni ile 5. Yunan Tümeni arasında (Afyon’un batısında Sincanlı ya da günümüzdeki ismiyle Sinanpaşa ilçesine bağlı) Başhimse köyünde şiddetli çarpışma yaşandı. 4. ve 9. Yunan Tümenleri de mevzilenince muharebe (Dumlupınar’a bağlı bir köy olan) Selkisaray köyünün bulunduğu bölgeye yayıldı. Saat 10.00’da 14. Türk Süvari Tümeni, Yunan birlikleri ile temas sağladı. Dumlupınar bölgesinde 23. Yunan Tümeni şimdi de 14. Türk Süvari Tümeni ille karşılaşınca şaşkına döndü. Saat 12.30’da ise Toklu Sivrisi 6. ve 57. Türk Tümenleri tarafından ele geçirildi.
Saat 14.30’da Tümgeneral Diyenis komutasındaki Yunan İhtiyat Kolordusu ile Tümgeneral Trikupis komutasındaki Yunan Afyon Grubu birleşmek üzereyken hiç hesapta olmayan 1. Ordu bağlısı 1. Kolordu’nun en kuzeydeki tümeni olan Yarbay Ömer Halis (Bıyıktay) Bey komutasındaki 23. Türk Tümeni araya girdi ve Trikupis Grubunun yolunu kesti. Saat 16.00’da 1. Ordu Komutanı Nurettin Paşa, muharebe alanında düşmanın telaşla batıya doğru sıyrılmaya çalıştığını gördü ve 23.Tümene Çalköy-Dumlupınar yolunun kesilmesini emretti. Akşam… Gün boyu süren muharebeler sonucunda Trikupis Grubu beş tümeni ile birlikte doğuda (Dumlupınar’ın kuzeyinde) Hamurköy, güneyde Aslıhanlar ve ortada Çalköy olmak üzere çember içine alınmıştı. Fahrettin (Altay) Paşa komutasındaki 5. Kolordu süvarileri, 2. Ordu bağlısı 6. Kolordu, tümenleri ile birlikte kuzey ve kuzeydoğudan, 1. Ordu bağlısı 4. Kolordunun tümenleri de güney ve doğudan Yunan kuvvetlerini sıkıştırmaktaydı.
Trikupis Grubunun emniyetle geri çekilebilmesi için sadece kuzeybatıda Kızıltaş Vadisine giden bir açıklık kalmıştı. Bu sırada görevi Dumlupınar’ın kuzeyinde bulunan, 5. Efzun Alayı’nın savunduğu Arpagediği’ni zapt etmek olan ve Dumlupınar istikâmetine doğru ilerlemekte olan Yarbay Ömer Halis Bey komutasındaki 23. Tümen’in öncü alayı buradaki Efzun Alayı’na karşı muharebeye girer. 23. Tümen’in diğer alayları da Arpagediği’ne ilerlerken, bir Yunan birliğinin Dumlupınar istikâmetinde ilerlediği haberi üzerine Yarbay Ömer Halis Bey, tümenini iki gruba ayırarak ve kuvvetinin büyük kısmını Dumlupınar’a yürüyen Yunan birliklerinin önünü kesmek için kuzeye yönlendirir. Bu sırada Dumlupınar yolundaki Yunan birlikleri ile Arpagediği’ndeki Yunan birlikleri arasında yaklaşık 10 kilometreden az bir mesafe kalmıştı. İşte 23. Tümen’in kuzeye yönelmesi, Yunan kuvvetlerinin bu boşluğu kapatmasına fırsat vermedi. YKAO üç gruba bölünmüş ve bu gruplar arasında da fizikî temas imkânı kalmamıştı.
Saat 21.00’de Kuvvetlerine Çalköy’e çekilme emri veren Trikupis, Dumlupınar yolu tıkandığı için Çalköy’de birlikleri toplayıp Kızıltaş Vadisinden Uşak istikâmetinde çekilmeyi düşünüyordu. 5. Tümen Komutanı Albay Rokas, 9. Tümen’den bazı birliklerle müştereken Dumlupınar yönünde bir yarma taarruzu gerçekleştirmiş ise de 23. Tümen’in kararlı savunmasıyla bu deneme sonuçsuz kalır.
Saat 22.00’de Fahrettin (Altay) Paşa komutasındaki 5. Süvari Kolordusu tarafından Yunan kuvvetlerine karşı süvari hücumu başlatılır. 5. Süvari Kolordu’suna bağlı 14. Türk Süvari Tümeni’nin gece baskınları Yunan birliklerinde yıkıcı tesir yapar. Aşağıdan da 12. Türk Piyade Tümeni iki alayıyla gece baskını yapınca Yunan cenahında ortalık hayli karışır.
Gece boyunca, Yunan askerlerinin kuşatmayı yarmasını engellemek için Türk taarruzları sürdürülür, Türk birlikleri tarafından Dumlupınar soşesi ele geçirilir, Aslıhanlar ovasına hâkim tepeler zapt edilir ve Dumlupınar – Uşak yolu kapatılır. Özetle, torbanın ağzı büzülür, Trikupis Grubu çembere alınır ve Eskişehir’deki Yunan kuvvetleri ile Trikupis Grubunun bağlantısı kesilir.
Trikupis Grubu’nun durumu hayli ümitsizleşmişti. Afyon Cephesi’ne yardıma çağrılan Bağımsız Yunan Tümeni de Trikupis Grubu ile bağlantı kuramayarak Eskişehir güneyinden batıya doğru çekilmeye başlar. Bu arada cephedeki Yunan birliklerine yeniden tertiplenmesi emredilse de Yunan birlikleri karmakarışık hâlde Çalköy etrafında yığılmaya devam eder.
Geceleyin üç parçaya bölünmüş hâldeki YKAO biraz daha birbirinden kopar, bu nedenle birleşip bir cephe de tutamazlar. 26 Ağustos’tan beri yaşanan peş peşe başarısızlıklar, ön ve arka cenahı kuşatılmış olan Trikupis Grubu’ndaki paniği de büyütür.
29-30 Ağustos gecesi Başkumandan Afyon’daydı. 1. Ordu’nun devam eden harekâta ilişkin cârî durum raporu onu ayağa kaldırdı. Durum haritasına göre Yunan Afyon Cephe Komutanı Trikupis, Dumlupınar kuzeyindeki 10-12 km genişliğinde arızalı ve yolsuz bir kısım sayılmazsa tam bir kuşatma altındaydı. Başkumandan, derhal Fevzi ve İsmet Paşa’larla birlikte durum değerlendirmesi yaparak ertesi gün düşmana kesin darbenin vurulması kararlaştırıldı ve buna yönelik emirler süratle ast birliklere iletildi.
Günün son saatlerinde daha da geri çekilemeyen Yunan kuvvetleri Dumlupınar’da çembere alındığından burada çaresiz bir şekilde muharebe düzeni alır. Alviran, Çalköy, Zafertepe, Küçükaslıhanlar ve Büyük Aslıhanlar hattında kurt kapanı düzeni alan 1. ve 2. Ordulardaki birlikler de Başkumandan’ın dirâyetli sevk ve idaresinde, Yunan’a nihâî ve öldürücü darbeyi vurmak için imhâ muharebesine hazırdılar.
30 Ağustos Çarşamba. Büyük Taarruz’un beşinci günü. Saat 13.00’da Başkumandan, Yunan mevzilerinin hayli yakınında bulunan Çalköy yakınlarında karargâhını kurdu, Fevzi Paşa da Genelkurmay Karargâhını, 2. Ordu Karargâhında kurdu.
Saat 14.00’da 2. Orduya bağlı Mürettep Süvari Tümeni Kütahya’ya girdi. Eşzamanlı olarak Başkumandan Çalköy’ün doğusundaki asıl muharebe hattına yani muharebeyi bizzat yöneteceği (Kütahya’nın güneybatısında bulunan Aslanapa ilçesinin güneybatısında bulunan ve Başkomutan Meydan Muharebesi’nin sevk ve idare edildiği) Zafertepe’ye çıktı ve 11. Tümen yanında muharebeye bizzat komuta etti.
Trikupis Grubu, kuzeydeki 2. Türk Ordusu ile güneydeki 1. Türk Ordusu arasında sıkışıp kalmıştı. Başkumandan’ın 1-2 km ilerisinde Türk ve Yunan kuvvetleri arasında göğüs göğüse muharebe yapılıyordu. Yunan kuvvetleri çözüldü, panik başladı, topçuları da büsbütün sustu. YKAO’nun en büyük parçası olan Trikupis komutasındaki Afyon Grubu son nefesini veriyordu. Öğleyin başlayan şiddetli muharebe akşama dek aynı şiddetle devam etti. Yunan kuvvetleri kaçmak istedilerse de başaramadılar. Yunan Bağımsız Tümeni, Trikupis Grubu ile bağlantı kuramayarak batıya çekildi. Trikupis Grubu tüm araç – gereçlerini bıraktıkları için bu grubun on bine yakın kılıç artığı geceleyin Kızıltaş vadisinden kaçabildi.
Dumlupınar büyük ve görklü bir zaferdi. Dumlupınar Muharebesi YKAO’nun biraz daha küçülmesi ve bu ordunun bilhassa da Afyon Grubu’nun perişan olmasıyla sonuçlandı. Gün sonunda YKAO’ya ait on iki tümenin beşi imhâ edilmişti. Kalanlar ise bütün bozgun hâlinde kaçıyordu. Artık sıra Türk kuvvetlerinin başarıyı genişletmek üzere takip harekâtı başlatmasına gelmişti.
Dumlupınar’da beli kırılan YKAO, Uşak’ta yahut daha gerilerde toparlanıp bir savunma hattı kurabilirdi. Bu ise elde edilen başarıyı sınırlı kılabilirdi. Oysa Başkumandan’ın amacı Yunan kuvvetlerini vatan topraklarından söküp atmaktı. Bu nedenle Dumlupınar’da elde edilen başarı genişletilmeydi. Öyle de olacaktı. Başkumandan, 30 Ağustos gecesi, Batı Cephesi Kumandanı İsmet Paşa’ya geri çekilmeye başlayan Yunan kuvvetlerinin toparlanmasına fırsat verilmeden takip edilmesini emretti.
1. Kolordu Kumandanı İzzettin (Çalışlar) Paşa 31 Ağustos sabahı gün ışırken “düşman kumandanının elinde kalan kuvvetlerle (Uşak’ın 21 km kuzeydoğusundaki) Karacahisar üzerinden, Uşak’a doğru geri çekilmekte olduklarına dair bir haber aldığını” belirterek, “Yunanların (Uşak doğusunda) Banaz bölgesinde kuvvetli bir savunma yapabileceklerini belirterek 2. Kolordunun acele devreye girmesini önermiş, eğer bu önlem alınırsa düşmanın yok edilebileceğini” 1. Ordu Komutanı Nurettin Paşa’ya iletir. Bunun üzerine Nurettin Paşa hemen gerekli emirleri verirken eşzamanlı olarak Batı Cephesi Kurmay Başkanı Asım (Gündüz) Paşa da bu haberi Başkumandan’a iletir.
Yunanların muharebe alanı dışındaki yakıp-yıkmaları ile ilgili 1. Kolordu Komutanlığına ilk bilgi, İslamköy’den gelmişti. Yunan savaş artıkları, önce burada tutunmak için bir hazırlık yapmışlar, sonra da bu kararlarından vazgeçerek daha gerilere çekilmişlerdi. İşte bu çekiliş sırasında Uşak doğusundaki İslamköy’ü ateşe vermişler, masum insanları öldürmüşlerdi. İslamköy’de karşılaşılan manzara civardaki Gedikler Köyünde de görülecekti. 14. Tümen’in öncü birlikleri İslamköy’deki yangını söndürmüş, sonra da takip harekâtına devam etmişti. İslamköy önce 1. Kolorduya, sona da 2. Kolorduya karargâh olmuş ve askerlerini ağırlamıştı.
Dumlupınar’da imhâ ve esir edilmekten kurtulan General Trikupis Grubunun arta kalanları Kızıltaş Vadisinden Uşak’a doğru bozgun hâlinde ve etrafındaki yerleşim merkezlerini de yakıp – yıkarak geri çekiliyordu.
31 Ağustos Perşembe. Büyük Taarruz’un altıncı günü. Öğleden sonra yapılan takip harekâtı sırasında pek çok esir ve savaş malzemesi ele geçirilmiş, 1 ve 2. Kolordu birlikleri Murat Dağı eteklerinde Yunanlardan çok sayıda esir, top, silah ve cephâne toplamıştı.
Yunan Afyon Grubunun Dumlupınar hezimeti sonrasında Bursa istikâmetine doğru geri çekilmekte olan 3. Yunan Kolordusuna yönelik tâkip harekâtını da 2. Orduya bağlı Şükrü Naili (Gökberk) Paşa komutasındaki 3. Kolordu yürütüyordu.
TARİHÎ EMİR…
Yunanları Anadolu’dan tamamen atmak için şartlar fevkâlâde olgunlaşmıştı. Bu müstesnâ zaferle elde edilen başarıyı genişletmek icab ediyordu. Nitekim öyle de olacaktı.
Büyük Taarruz’dan Dumlupınar Meydan Muharebesi’ne dek ağır kayıplara uğrayan ve panik hâlinde çekilmekte olan Yunan birlikleri geride yeniden tertiplenme imkânı bulursa 8-10 tümenlik küçümsenmeyecek bir güç oluşturabilirlerdi. Bu nedenle Yunan kuvvetleri bozgun hâlinde çekilirken yakından izlenmeleri gerekiyordu.
Başkumandan, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa 31 Ağustos’ta Uşak’ta Murat dağlarının doğusundaki Çal köyünde yıkık bir evin avlusunda kırık bir kağnının etrafında harekâta ilişkin yaptıkları durum değerlendirmesinde Dumlupınar Zaferi’nin, bu harekâtı sonuçlandıracak büyük derecede büyük bir öneme sahip olduğunda görüş birliğine vardılar ve takip harekâtı yapılmasını kararlaştırdılar. Bu karar 1 Eylül’de de Batı Cephesindeki TBMM Ordularına “Başkumandan” imzalı yazılı bir emirle duyurulacaktı.
1 Eylül Perşembe günü Başkumandan, sonu “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” ifadesi ile biten tarihî emrini verir. Böylece Başkumandan, Büyük Taarruz’la başlayan askerî harekâtın ve şanlı destanın son safhası olan takip harekâtını başlatır.
Takip harekâtı, Dumlupınar muharebesindeki görklü zaferle elde edilen başarının genişletilmesini de mümkün kılacaktı. Bu tarihî emre uygun olarak 1 Eylül’de Batı Cephesindeki tüm birliklerin fiilen takip harekâtı başladı. 5. Süvari Kolordusu Gediz üzerinden Selendi – Kula – Salihli – İzmir istikâmetinde ilerlemeye başladı. 2. Ordu da üç tümeni ile 5. Süvari Kolordusunu takip etti. 1. Ordu 1. ve 2. Kolorduları ile Uşak-İzmir istikametinde Franko Grubunu takip etmeye başladı, 4. Kolordusu da bu istikâmette ikinci hatta takibe katıldı.
1 Eylül’de başlatılmış olan takip harekâtında 1. Ordu bağlısı İzzettin Paşa komutasındaki 1. Kolordu Uşak-Güre ile Uşak-Eşme hattında çekilmekte olan Yunan silah artıklarını Bölme – İlyaslı -Düdüklü yoluyla izlemeye devam ediyordu.
1. Ordu bağlısı 4. Kolordunun Komutanı Kemâlettin Sami (Gökçen) Paşa’nın emriyle, yine 1. Orduya bağlı Ali Hikmet (Ayerdem) Paşa komutasındaki 2. Kolordu emrine görevlendirilen 5. Kafkas Tümeni de Albay Dadaylı Halit Bey’in dirâyetli sevk ve idaresinde takip harekâtına devam etmekteydi.
5. Kafkas Tümeni Uşak dolaylarına sokulmak için geceyi geçirdikleri İslamköy’den 2 Eylül sabahı hareket etmişlerdi. 1. Kolorduya bağlı Albay Ömer Halis (Bıyıktay) Bey komutasındaki 23. Tümen demiryolunun kuzeyinden, 5. Kafkas Tümeni de bu hattın güneyinden Uşak’a gideceklerdi. Uşak’a doğru ilerleyen 1. Ordu bağlısı 1. Kolordu öncüleri akşama doğru karanlık basmadan Uşak’a girdi ve geri çekilen Yunan birlikleri tarafından şehirde başlatılan yangınlar söndürüldü.
TAKİP HAREKÂTINA İLİŞKİN PLANLAMA…
Takip harekâtına ilişkin planlamaya göre;
– Yakup Şevki Paşa komutasındaki 2. Ordu,
** Bağlısı 3. Kolordu ile birlikte Kütahya-İnönü hattında ilerleyerek, 3. Yunan Kolordusunun Eskişehir’den Bursa yönüne çekilmesini önleyecek,
** Bağlısı 6. Kolordu ise Murat Dağları’nın kuzeyinden Yunanların peşine düşecekti.
– Nurettin Paşa komutasındaki 1. Ordu;
** Bütün kuvvetiyle Murat Dağlarının güneyinden Uşak tarafına uzanacak,
– Fahrettin Paşa komutasındaki 5. Süvari Kolordusu da önce sarkacağı Belova gediğinde (Gediz-Kütahya) Kızıltaş Vadisi (Kütahya) ile çevredeki dağlara kaçışan, Yunan Birliklerinin önünü kesecek, sonra Alaşehir (Manisa) istikâmetinde harekâtını sürdürecekti.
TARİHÎ EMRİN METNİ…
Başkumandan Mustafa Kemâl Paşa tarafından Batı Cephesindeki TBMM Ordularına verilen 1 Eylül 1922 tarihli emrin metni aşağıdadır. Metindeki parantez içi ifadeler ilgili kelime ve ifadeleri güncel Türkçeye göre anlaşılır kılmak için, içinde rakam olan köşeli parantezler de ilgili kelime ve ifadeler hakkında detaylı bilgi vermek için makale yazarı tarafından ilave edilmiştir.
“Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları!
Afyonkarahisar-Dumlupınar Büyük Meydân Muhârebesi’nde zâlim ve mağrûr bir ordunun (Yunan Küçük Asya Ordusunun) anâsır-ı asliyyesini (aslî unsurlarını) inanılmayacak kadar az bir zamanda imhâ ettiniz. Büyük ve necîb (soylu-ahlâklı) milletimizin fedâkârlıklarına lâyık olduğunuzu isbât ediyorsunuz. Sâhibimiz olan büyük Türk milleti istikbâlinden (geleceğinden) emîn olmağa haklıdır. Muharebe meydânlarındaki mahâret ve fedâkârlıklarınızı yakından müşâhede (gözlüyor) ve tâkîb ediyorum. Milletimizin hakkınızdaki takdîrâtına (takdirlerine) delâlet (aracılık) etmek vazîfemi mütevâliyen (aralıksız) ve mütemâdiyen (sürekli) îfâ edeceğim. Başkumandanlığa teklîfâtda (tekliflerde) bulunulmasını Cephe Kumandanlığına (Batı Cephesi Komutanlığına) [3] emrettim.
Bütün arkadaşlarımın (silah arkadaşlarımın ve komutanların) Anadolu’da (bozgun hâlinde geri çekilen Yunan kuvvetlerine karşı) daha başka meydân muhârebeleri verileceğini nazar-ı dikkate alarak ilerlemesini ve herkesin kuvâ-yı akliyyesini (fikrî güçlerini) ve menâbi-i celâdet (kahramanlık) ve hamiyyetini (vatanseverliğini kahramanlıklarını) müsâbaka (birbirleriyle yarışırcasına) ile ibzâle (esirgememeye) devâm eylemesini taleb ederim.
Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. [4] İleri!
Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi
Başkumandan
Mustafa Kemâl”
TARİHÎ EMRİN MUHTEVÂ ANALİZİ…
Başkumandan, tarihî emrinin baş tarafındaki;
“Afyonkarahisar-Dumlupınar Büyük Meydân Muhârebesi’nde zâlim ve mağrûr bir ordunun anâsır-ı asliyyesini (aslî unsurlarını) inanılmayacak kadar az bir zamânda imhâ ettiniz.” ifadesiyle bu müstesnâ zaferin mimarı olmasına rağmen büyük bir yüce gönüllülük ve [silah arkadaşlarını yüceltmeyi amaçlayan] tevâzû ile bu tarihî ve müstesnâ başarının şerefinin TBMM ordularına ait olduğunu belirtmektedir.
Başkumandan, tarihî emrinin ikinci cümlesindeki; “Büyük ve necîb (soylu-ahlâklı) milletimizin fedâkârlıklarına lâyık olduğunuzu isbât ediyorsunuz.”
diyerek bu kutlu zaferin sahibi olarak gösterdiği TBMM Ordularının, büyük ve necip Türk milletinin fedâkarlıklarına lâyık olduğunu ispat ettiğini belirtmek suretiyle gerek büyük ve necip sıfatlarını atfettiği Türk milletini gerekse de Türk milletinin son derece kıt imkânlara rağmen TBMM Orduları için yaptığı fedâkârlıkları da anarak TBMM Ordularının Türk milletinin bu fedâkârlıklarınına lâyık olduğunu ispatlamakta olduğunu belirtmektedir.
Başkumandan, tarihî emrinin üçüncü cümlesindeki;
“Sâhibimiz olan büyük Türk milleti istikbâlinden emîn olmağa haklıdır.”
diyerek TBMM Ordularının Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde kazandığı ezici zaferin ne denli büyük olduğundan hareketle TBMM Ordularının sahibi olan Türk milletinin geleceğinden emin olma konusunda haklı olduğunu belirtmektedir.
Başkumandan, tarihî emrinin dördüncü, beşinci ve altıncı cümlelerindeki;
“Muhârebe meydânlarındaki mahâret ve fedâkârlıklarınızı yakından müşâhede (gözlüyor) ve tâkîb ediyorum. Milletimizin hakkınızdaki takdîrâtına (takdirlerine) delâlet (aracılık) etmek vazîfemi mütevâliyen (aralıksız) ve mütemâdiyen (sürekli) îfâ edeceğim. Başkumandanlığa teklîfâtda (tekliflerde) bulunulmasını Cephe Kumandanlığına emrettim.”
diyerek TBMM Ordularının muharebe meydanlarında gösterdiği yetenek, fedâkarlık ve kahramanlıkları takip ettiğini, Başkumandan olarak kendisinin de Türk milletinin TBMM Ordularına yönelik takdirlerine aracılık etme vazifesini de aralıksız ve sürekli olarak yerine getireceğini, bu konuda da Başkumandanlığa tekliflerde bulunması için Batı Cephesi Komutanlığına emir verdiğini belirtmektedir.
Bir kara harekâtında girme, yarma, başarıdan faydalanma, takip ve geri çekilme gibi değişik manevrâ şekilleri olabilir. Sakarya Muharebesine dek stratejik savunma hâlinde olan TBMM orduları, Sakarya Muharebesinin son evresinden itibaren Büyük Zafer’in sonuna dek hep taarruz hâlinde olmuştur.
Başkumandan Mustafa Kemâl Paşa’nın komutasında 26 Ağustos 1922 tarihinde TBMM Orduları tarafından başlatılan harekât, taarruzî bir harekât idi. Afyon güneyinden başlatılan Büyük Taarruz’un ikinci günü Yunan savunma hatları yarılmış, üçüncü günü Yunan kuvvetleri Dumlupınar’a doğru çekilmeye başlamış ve Türk birlikleri tarafından Afyon kurtarılmış, 29-30 Ağustos gecesi General Trikupis komutasındaki YKAO Afyon Grubu hemen hemen kuşatılmış, 30 Ağustos’ta gerçekleşen Dumlupınar Muharebesinde YKAO Afyon Grubunun beli kırılmış ve kılıç artıkları da Uşak istikametinde bozgun halinde geri çekilmeye başlamıştır. Geri çekilen Yunan kuvvetlerinin daha geride tertiplenerek bir savunma hattı kurması mümkün olabilirdi. Oysa Büyük Taarruz’un maksadı Anadolu’yu Yunan kuvvetlerinden tamamen temizlemekti. Bozgun hâlinde geri çekilen Yunan kuvvetlerinin daha gerilerde bir savunma hattı kurmasına meydan vermeden takip harekatının sürdürülmesi gerekiyordu. Bu konuda Başkumandan imzalı olarak 1 Eylül 1922 tarihli takip harekâtı emri verilmiştir.
Başkumandan, tarihî emrinin;
“Bütün arkadaşlarımın (silah arkadaşlarımın ve komutanların) Anadolu’da (bozgun hâlinde geri çekilen Yunan kuvvetlerine karşı) daha başka meydân muhârebeleri verileceğini nazar-ı dikkate alarak ilerlemesini ve herkesin kuvâ-yı akliyyesini (aklî kuvvetlerini) ve menâbi-i celâdet (yiğitliğini) ve hamiyyetini (kahramanlıklarını göstermeye yönelik manevî yeteneklerini) müsâbaka (yarıştırmaya) ile ibzâle (esirgememeye) devâm eylemesini taleb ederim.
şeklindeki ikinci paragrafında takip harekâtını emrederken bu harekât esnasında da TBMM Ordularındaki her seviyedeki komutanından neferine dek her bir ferdin aklî kuvvetlerini, yiğitliğini ve kahramanlıklarını göstermeye yönelik mânevî kuvvetlerini birbirleriyle yarıştırmaya ve esirgememeye devam edilmesini talep etmektedir.
Başkumandan, tarihî emrinin tek cümlelik son paragrafında da;
“Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”
şeklindeki komut ile de TBMM Ordularına, Batı Cephesindeki tüm hatlarda bozgun hâlinde kaçmakta olan Yunan Kuvvetlerinin o dönemde Akdeniz olarak bilinen ve adlandırılan Ege Denizine dek takip harekâtını sürdürmesini emretmektedir.
SONUÇ…
Millî Mücâdele’nin askerî amacı vatanı işgâlci güçlerden kurtarmaktı. Mustafa Kemâl Paşa, bu kutlu mücadelenin siyasî ve askerî lideri olarak bu zorlu vazifesini gerek icraatlarıyla gerek kararlarıyla gerekse de belâgatıyla mükemmel bir şekilde ifâ etmiş ve başarmıştır. Başkumandan’ın, Dumlupınar Zaferi’nden iki gün sonra vermiş olduğu takip harekâtına ilişkin retorik değeri ve moral etkisi hayli yüksek olan bu tarihî emri de bu kapsamdaki güzel örneklerden biridir.
© 2025. Bu makalenin / yazının içeriğinin telif hakları yazarına ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği kaynak gösterilerek yapılacak kısa alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.
SONNOTLAR
[1] Yunan Küçük Asya Ordusu (YKAO): Kurtuluş Savaşı’nda Batı Anadolu’da Türk kuvvetlerine karşı savaşmış Yunan ordusudur. Bu ordunun büyük bölümü 26.08-18.09.1922 tarihlerindeki Büyük Taarruz ve sonrasındaki takip harekâtında TBMM Orduları tarafından imhâ edilmiştir. İzmir’in 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunanlar tarafından işgâlinden itibaren bu orduda başkomutanlık yapanlar tarih sırasına göre şu şekildeydi: Albay Nikolau Zafiriu (15.05 – 02.06.1919), Tümgeneral Nider (02. 06 – Aralık 1919), Tümgeneral Komnimos Miliotis (Aralık 1919 – Eylül 1920), Korgeneral Leonidas Paraskevopoulos (Eylül 1920 – 03.11.1920), Korgeneral Anastasios Papoulas (03.11. 1920 – 19.05.1922), Korgeneral Georgios Hacıanesti (19.05-28.08.1922), Tümgeneral Nikolas Trikupis (28.08-02.05. 1922), Tümgeneral Polimenakos (05-19.09.1922).
[2] Rusya Federatif Sovyet Şûrâlar Cumhuriyeti (RFSŞC) – Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (RFSSC), 7 Kasım 1917 tarihinde gerçekleşen Ekim Devrimi ile kurulmuştur. 30 Aralık 1922 tarihinde RFSŞC / RFSSC’nin, (Kızılordu tarafından işgâl edilmeleri sonucu yönetimleri sosyalist yapılan Belarus SSC, Ukrayna SSC, Orta Asya ve Kafkas Cumhuriyetleri ile birleşmesiyle de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği resmen kurulmuştur.
[3] Büyük Taarruz öncesinde Mirlivâ (Tümgeneral) İsmet Paşa komutasındaki Batı Cephesi Komutanlığının ana bağlıları sorumluluk bölgesi Afyon’un güneyi ve doğusu olan Mirliva Nurettin (Konyar) Paşa komutasındaki 1. ordu, sorumluluk bölgesi Afyon’un kuzey doğusu ve Eskişehir’İn doğusu olan Mirlivâ Yakup Şevki (Şubaşı) Paşa komutasındaki 2. Ordu, Mirlivâ Fahrettin (Altay) komutasındaki 5. Süvari Kolordusu ve Albay Halit (Karsıalan) Bey komutasındaki (kolordu büyüklüğündeki) Kocaeli Grup Komutanlığı şeklinde idi. Dumlupınar Zaferi sonrasında bahse konu komutanlardan mirliva rütbesinde olanlar ferik (korgeneral) rütbesine, albay rütbesindeki Halit Bey de mirlivâlığa terfî ettirilmiştir.
[4] 1941 yılındaki 1. Coğrafya Kurultayı’nda Ege ismi, coğrafi adlandırmalarda standartlaşmayı sağlamak için resmi olarak seçilmiş ve bu sayede yaygınlaşmıştır. O tarihe dek Batı Anadolu’nun batısındaki deniz, Akdeniz ya da Adalar Denizi olarak kullanılmaktayken bahse konu tarihten sonra “Ege Denizi” olarak ifade edilmeye başlanmıştır. Bahse konu nedenle Başkumandan’ın 1 Eylül 1922 tarihli emrinde takip harekatının (Batı Anadolu’nun batısındaki deniz olan)S Akdeniz’e kadar sürdürülmesi emredilmiştir.
Dr. İrfan PAKSOY
KAYNAKLAR
Artuç, İbrahim; Büyük Taarruz, Kastaş Yayınları, İstanbul 1986.
Baycan, Nusret; “Büyük Taarruz’da Komuta Kademlerinde Görev Alanlarla Üst Düzeydeki Karargâh Subayları”, https://dergipark. org.tr/tr/-download/article-file/1171894, Eri-şim Tarihi: 16. 08.2022.
Geçer, Türker, “Türk Kurtuluş Savaşı’nda Görev Almış Yunan Komutanların Anılarından Hareketle Türk ve Yunan Ordusunda Ordu Geleneği ve Komutanlık Anlayışlarının Değerlendirilmesi”, On İkinci Askerî Tarih Sempozyumu Bildirileri – II (Sunulmayan Bildiriler) Kuruluşundan Günümü-ze Türk Ordusu (20-22 Mayıs 2009 – İstanbul), Gnkur. Bsmv., Ankara 2010.
Gnkur ATASE Bşk.lığı, Askerî Tarih Belgeleri Dergisi, Temmuz 2015, Sayı: 136, Gnkur. Bsmv., Ankara 2015.
Görgülü, İsmet, Büyük Taarruz, Gnkur.Bsmv., Ankara 1992.
Halıcı, Şaduman; “Kaya Adam’ın Zaferi”, Cumhuriyet, 28.08.-2022.
Halıcı, Şaduman; “100. Yılında Büyük Taarruz”, https:// www. ist-dergi.com/tarih-belge/100-yilinda-buyuk-taarruz, Erişim Tarihi: 15.07.2022.
İğdemir, Uluğ; Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Kronolojisi 1919-1918, 2. Baskı, TTK Bsmv., Ankara 1988.
İnönü, İsmet; Hatıralar, (Yayıma Hazırlayan: Sabahattin Selek), 2. Basım, Bilgi Yayınevi, İstanbul 2006.
Kocatürk, Utkan; Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Kronolojisi 1918-1938, 2. Baskı, TTK Bsmv, Ankara 1988.
Özakman, Turgut; Şu Çılgın Türkler, 5. Basım, Bilgi yayınları, İstanbul 2005.
Paksoy, İrfan; Büyük Taarruz Destanı, Alka Yayınevi, Trabzon 2023.
Sarıhan, Zeki; Kurtuluş Savaşı Günlüğü (Açıklamalı Kronoloji), C. IV, TTK. Yay., Ankara, 1996.
Selek, Sabahattin; Anadolu İhtilâli, Cilt 2, 8. Baskı, Kastaş Yayınları, İstanbul 1987.
Tansel, Selahattin; Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, C. IV, Millî Eğitim Bsmv., Ankara 1991.
Türkmen, Zekeriya; “Türk İstiklal Savaşında Büyük Taarruz”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, S.: 380, İstanbul Ağustos 2018.
Yaman, Ahmet Emin; “Kurtuluş Savaşı Basınında Büyük Zafer”, https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/ handle /20.500.12575-/64874/169.pdf?sequence=1&isAllowed= y, Erişim Tarihi: 04.08. 2022.

Son Yorumlar