Herkesin her konuda becerisi olmak zorunda değil. kimisi çok iyi düşünür kimisi konuşur kimi de yazar. Bu üçünün bir arada bulunduğu insanlar nadirattandır. En nadiri ise düşünebilen insandır.
Kalem tutmak, tuşlara basmak benim çocuklarımın bile yapabildiği şeyler. Mesele o kelimeleri nerede nasıl kullanacağını ama en fazla kullanmayacağını bilmek. Tecrübe, nerede ne yap(ıl)mayacağını bilmektir.
Acemi ile usta nerede ayrışır. Acemi her yerde her şeyi yapmaya çalışır. Usta kendi işini, işe ayırdığı zamanda yapar. Gelir, başlar ve bitirir. Acemi başlar, uğraşır, başa döner, bir daha döner sonunda bitirmek zorunda kalır. İş bitmez yarım kalır. Hiç yapmasa daha iyiydi der müşteri.
Düşüncede ustalaşmak deyince ben önce dilde ustalaşmayı anlıyorum, başkaları da öyle anlasa iyi olur. Çok düşündüm ve şu sonuca vardım diyebileceğimiz bir sonucu ifade için onu sonlandırabilecek bir ustalığa sahip olmak lazım.
Düşünebilen, yazabilen ve bu süreci anlaşılabilir şekilde ifade edebilen kişiler ara sırada bize zırvalar gibi gelse de iyi insanlardır. Özellikle şehirde yaşamak istiyorsak – yaşamın tadını çıkarmak mı desem ya da- düşünmeye ve düşünenlere müsamahakâr olmak zorundayız. Bu müsamaha düşünürleri saçmalamaya teşvik demek değildir. Her yazılanı alkışlamak karaktersizlik olduğu gibi, bizim sevmediğimiz bir şey yazıldığı-konuşulduğu zamanda taş sopa ile kovalamak da cehalettir.
Merhamet, adalet, iyilik…
Ahmet BAYRAKTAR

Son Yorumlar