Sağcılık Müptezeldir.
Bir zamanlar Türkiye’de sağdan bağımsız İslamcı aydın kategorisi vardı ama bunlar son dönemde müthiş bir hızla sağcılaştı. Hatta ırkçı, faşist bir söyleme varıp dayandı.
Türkiye’nin modernleşme tarihinin “dinden/tanrısal’dan nefret etmesi nedeniyle İslamcılık dine dayanan bir girişim olarak dindar bilincin bir ideolojiye dönüşmesini gerçekleştirdi. Baskıcı ve tepeden inmeci Kemalistler İslamcılığın hem ebesi hem öğretmeni oldular. Cumhuriyet döneminin aşırı laikçiliği dindarlığı siyasal bir kimliğe zorladı. Mevcut statükonun ve zalim uygulamanın temelde muhalifi olmak, İslamcılıkla mümkün olabiliyordu. Diğer bütün düşünce akımları resmi ideoloji ile bir biçimde ilişki içindeydiler.
Kemalistler İslamcıları üretti. İslamcılar Kemalizmin ulaşmak istediği modernliği ve sekülerliği ülkeye kabul ettirdiler. Bugün müttefik olmaları doğal bir sonuçtur yani.
İslamcılar eskiden kendilerini sağcı olarak görmezler, hatta böyle nitelemeyi kendilerine bir hakaret sayarlardı. Çünkü sağ iktidarı ve statükoyu temsil ediyordu. Ayrıca insani değerler açısından sağcılığı ahlaki açıdan fazla yozlaşmış bulurlardı. Bugün kınadıkları ne varsa yaşıyor ve yapıyorlar.
Elbette iktidarın ve onlara destek veren İslamcı aydınların değişimi, toplumsal, tarihsel, sosyolojik açıdan açıklanabilir, hatta anlaşılabilir. Açıklanabilir olması çözülmelerini meşrulaştırmaz. Ahlaki açıdan eleştirmek haktır. Bazen katilin de geçerli sebepleri olabilir. Ancak bu günahını ve suçunu aklayamaz. Mesela çalmak hem günahtır hem de suçtur.
İslamcılığın sağcılaşması aynı zamanda uhrevi değerleri dünyevi olanla çok kolay değiş tokuş edebilmenin de tarihidir. Bunun bir adı sekülerleşmeyse diğer bir yönü en müptezel halleri ile sağcılaşmaktır.
Şahsiyetin İmtihanı
Şahsiyet; krizlerle karşılaşana kadar kendini ele vermez. Ancak değişim ve dönüşüm, mayanızdaki hamurun kalitesini gösterir. İktidar, imkân, dünya hazları karşısındaki seçimleriniz sizi ele verir.
Bir zamanlar Batı’dan çıkmış modernlik eleştirileri ile birlikte Türkiye’de entelektüel bir düşünce alanı açan İslamcılık artık yağma ganimet ve statükonun sürdürülmesinden başka bir düşünceye hayat hakkı tanımayan despot bir ruha bürünmüştür.
İktidarla bütünleşen İslamcıların kapitalizmle hiçbir sorunu yok ama batıya kültürel bir karşıtlığa varıp dayandılar. Dünyayı yaşanılır kılan ne varsa şeytanlaştırmanın sözcüsü oldular.
Bu nedenle ben İslamcılıktan teberri ettim. Batı hayranı oldum. Batıdaki ahlakı edinme gayretiyle İslamcılığın fedaisi olmaktan çıkıp entelektüelliğin giriş kapısına yöneldim.
Artık bütün dünyaya, varolan seçeneklere açık bir pencereden bakıyorum, yerleşik önyargılardan uzak bir okula kaydoldum. Bu nedenle de ‘Sükût suikasti’ne uğrasam da sosyal medya herkesi yazar, benim gibi kekemeleri bile düşünür kılabiliyor.
Allah razı olsun, Facebook’tan. Ve dışarıdan bakıp halimi tercüme eden Besim Dellaloğlu’ndan.
Mustafa EVERDİ
Not: Besim Dellaloğlu İslamcı Aydının krizi yazısı https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2020/07/30/islamci-aydinin-krizi-yazisini-neden-yazmadim/

Son Yorumlar