Frankfurt Kitap Fuarı ve Nizami Gencevi

Kitaplığı olan bir evde doğmadım. Çocukluğumda da kitaplık yoktu evimizde. Dedem Molla Hamza’nın kitapları vardı sadece. O kitaplar da Arapça ve Farsça olduğu için hepsini dua kitabı sanırdım. Sonradan içinde Fuzuli’nin, Nizami’nin kitapları olduğunu öğrenecektim ama iş işten geçmiş olacaktı. Bazen dedemlere gittiğimde Koca Babam’ın oturduğu yerin arkasında duran siyah ciltli kitaplara bakar içindekileri merak ederdim. Koca Babam’a sorduğumda, “büyüdüğünde öğrenirsin,” cevabını alırdım. Ramazan geceleri köy dükkanında Sultanali Amca “Muhtarname” kitabından bölümler okurdu. Köyde Kur-an-ı Kerim’den sonra en önemli kitap bu Muhtarname kitabıydı ve herkes o kitabı bölüm bölüm ezberlemişti.

Okuma yazmayı öğrendikten sonra babam Iğdır’dan bazı kitaplar alır getirir ve bana okuttururdu. Bunlar daha çok, Hz. Ali Cenkleri, Aslı ile Kerem, Şah İsmail ile Gülizar gibi halk hikâyeleri tarzında yazılmış kitaplardı. Onları okurken annemle babam sessizce dinler ve bazı bölümlerde hüzünlenirlerdi. Onların beni dinlemeleri hoşuma giderdi ve kitabı daha coşkuyla okurdum. Okuma seanslarım muhtarın odasına ve köy dükkanına kadar yaygınlaştı, bir kış boyu akşamları tahminen bin sayfalık Eba Müslüm Horasani kitabını bütün köye okudum.

İlk büyük kitaplığı Öğretmen Okulu’nda gördüm. O yıllar derslerin dışında futbol, voleybol ve sinemadan başka eğlencemiz yoktu. Bu nedenle sık sık o büyük kütüphanenin yolunu tutardım. Türk ve yabancı klasikleri o kitaplıkta okudum. Ama o güne kadar kitap fuarlarının olduğundan haberim yoktu.

İlk kez Frankfurt Kitap Fuarı’na 1986 yılında gitmiştim. Hindistan Fuar’ın onur konuğuydu ve sloganları da “Gelenekte Dönüşüm”dü. Kocaman, renkli sarıklarıyla Hintliler o muazzam kültürlerinden örnekler sunuyorlardı. Hem eğlenmiş hem de büyük bir merakla etrafı gezmiştim. Akşam eve döndüğümde çantam birbirine benzemeyen kitaplarla doluydu.

Bu yıl düzenlenen Fuar’ın kapısından içeriye girerken dilimde, Goethe‘nin Nizami hakkında yazdığı şiir vardı:

“Ah Nizami, en sonunda,
En doğru yolu sen buldun!
Bütün düğümlerin anahtarı

Âşıkların kavuşmalarıymış.”

Bir yıldan beridir üzerinde çalıştığım “Nizami Alman Edebiyatında” ve “Nizami’nin Alman Dilindeki Aforizmaları” kitapları bütün hafızamı işgal etmişlerdi. Gece-gündüz okumak zorunda kaldığım Alman doğubilimcilerinin Nizami hakkında yazdıkları eserler nasıl  zengin bir dünya ile karşı karşıya olduğumu bana göstermişti. Bugün burada Almanlara da o zengin kültürden birazcık sunacaktım. Biliyordum, Nizami tanındıkça, onun derin felsefesi ve adil dünyası da ilgi görecekti. Çünkü dünyamız yine onun gibi hoşgörülü ve herkesi aynı gören felsefesine muhtaçtı.

Fuar’ın ana kapısından yazar Yücel Feyzioğlu ve Prof. Mustafa Gencer ile girerken merakla etrafa bakıyordum. Bu yıl Fuar’ın meydanlığında ne garip kostümlü mankenler ne de her havadan çalan müzisyenler vardı. Oysa her yıl roman ve çocuk kitapları kahramanlarını bu meydanda dolaşırken görürdüm. 1949 yılından beri Frankfurt’da düzenlenen dünyanın en büyük ve canlı kitap fuarlarından Frankfurt Kitap Fuarı pandemi nedeniyle bu yıl oldukça sönüktü. 2020 yılında korona nedeniyle açılmayan Fuar’a bu yıl 7 bin yerine sadece 2 bin yayınevi katılmıştı. Çok sıkı tedbirlerin alındığı fuarda ziyaretçilerin de ilgisi oldukça azdı. Fuara katılan sağcı yayınevleri ve yazarlar nedeniyle fuarı protesto eden göçmen kökenli yazar ve model Jasmina Kuhnke‘yi bazı Alman yazarlar da destekleyerek kitap fuarını boykot ettiler. Yasmina Kuhnke babası Senagal kökenlidir ve “Siyah Kalp” isimli Almanya’da yabancı düşmanlığını anlatan romanıyla tanınmaktadır.

Bu yıl Fuar’ın misafir ülkesi Kanada’ydı. Kanada’dan Fuar’a toplam 58 yazar katılmıştı. Fuar’a katılan sanatçıların bir kısmı göçmen yazarlardı. Haiti’den Kanada’ya kaçan  Dany Laferriere ve Vietnam’dan kaçan Kim Thuy gibi yazarlar da Fuar’da boy gösteren yazarlardı.

Frankfurt Kitap Fuarı’nda dikkati çeken bir diğer konu da Belarusya oldu. Belarusya’da ifade özgürlüğü olmaması sebebiyle bu ülke protesto edildi.

Ayrıca Fuar’da bu yıl Asteriks çevirmenine gençlik ödülü verildi. “Asterix” ve “Lucky Luke” un çevirmeni Gudrun Penndorf, cuma akşamı kitap fuarında hayatının eseri için bir ödül aldı. Özel ödül jürisi, “Penndorf’un olağanüstü dil başarısı”nın yeterince övülemediğini açıkladı.

Fuar’ın ikinci gününde Azerbaycan standında Nizami yılı nedeniyle bir program düzenlendi. Programa Azerbaycan Kültür Bakanlığı’ndan Akif Marifli ve Leyla Memmedova‘nın yanısıra Azerbaycan’ın Berlin Büyükelçisi Ramin Hasanov ile Başkonsolosluk Katibi Dr. Elman Muradov da katıldılar. Programın açılışını yapan sayın Büyükelçi Ramil Hasanov, Fuar gibi büyük kültürel etkinliklerin insanların üzerinde büyük etkisi olduğunu anlattı. Nizami Gencevi’nin şairliği ve kişiliği üzerinde de duran Hasanov, Nizami gibi şahsiyetlerin sadece Azerbaycan’nın değil bütün insanlığın değeri olduğunu ve onun eserlerindeki gücün günümüze kadar devam ettiğini belirtti. Büyükelçi, Karabağ konusuna ve 44 günlük savaşa da değindi ve en sonunda adaletin yerini bulduğunu söyledi.

Dr. Naiba Tural‘ın organize ettiği etkinlikte ben Nizami’nin hayatından örnekler vererek, onun Avrupa edebiyatı üzerindeki etkisinden söz ettim. Hammer von Purgstahl, Erdmann, Blacher, Ritter, Jacob Georg gibi Alman doğubilimcilerin Nizami tercümelerinden örnekler verdim. Arada bir Şirin’in veya Leyla’nın dilinden şiirler okudum. Programı Almanya’da doğmuş büyümüş ve hukuk fakültesi son sınıf öğrencisi olan İrem Karabuğa sundu. Nizami konusu ona yabancı olmasına rağmen çok başarılı bir şekilde Almanca sunumunu yaptı ve bir Almanın sorabileceği bütün soruları sordu. Program sırasında hem Almanca hem de Azerbaycan Türkçesinde Nizami’den şiirler okuduk. Benim İrem’le okuduğum Nizami’nin “Neden” şiirini Naibe Tural Azerbaycan Türkçesinde okudu. Ayrıca genç sanatçı Şahveled Nağıyev “Sevgili Canan” ile “Karabağ Şikestesi”ni seslendirerek Karabağ’dan gelen sesi bütün salona yaydı.

İrem, programı sonlandırırken Karabağ hakkında da Almanca kısa bir bilgi verdi ve Azerbaycan’ın bu güzel yöresinin aynı zamanda Azerbaycan’ın kültür başkenti olduğunu belirtti.

Nizami programına, Dr. Hans Günther Grigoleit, Dr. Patrieja Grigoleit gibi Alman yazarların yanısıra Köln’den yazar Yücel Feyzioğlu, Türkiye Köln Başkonsolosluğu Eğitim Ataşesi Prof. Mustafa Gencer, Köln Azerbaycan Evi’nden Altay Rüstemli, Reşad Bağırov, Mehmen Kerimov, Samir Hasanov katıldılar.

Frankfurt Kitap Fuarı’nda Azerbaycan’dan getirilen birbirinden ilginç kitaplar sergileniyordu. Bizim yayınlandığımız Almanca kitaplar da Fuar’da yerlerini almıştı. Merkezi Bakü’de olan Türk Medeniyeti İrsi Vakfı’nın teşebbüsüyle yayınlanan “Azerbaycan Kadın Şairler Antolojisi”, “Ömer Seyfettin” kitaplarının yanısıra Elçin‘in “Baş” ve “Mahmud ile Meryem” romanları, Kamal Abdulla‘nın “Unutmağa Kimse Yok”, “Gizli Dede Korkut”, Memmed İsmail‘in “İz” romanı ve Nazim Ahmedli‘nin “Sevdiğim Uzak Deniz” kitabı, Prof. Cengiz Abdullayev‘in Almanya’ya yönelik hazırladığı “Birlikte 30+30” kitabı da sergide yerlerini almıştı.

Orhan ARAS

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir